Paris… – Sefer-i....
Brüksel Atomium’dan çıktıktan sonra Paris için yollara düştük
Brüksel’de Atarürkçü Düşünce Derneği’nde internetten konaklama için F1 oteline rezervasyon yaptırmıştık ve geceyarısından önce otele varmamız gerekiyordu.Tabi ki bu sefer hangi yollardan gideceğimizi biliyorduk,internetten araştırmıştık otobanları.Yolda çok macera yaşamadık bu sebeple
Fransa’ya girerken dikkatimi ülke sınırı çekmişti.Harabe halindeki sınır bölgesinden geçtik.Diger ülkelere giriş çıkış yaptığımızı anlamazken Fransa’ya girişte farketmiştik ülke değiştiğimizi.
Aslında Paris öyle bir şehir ki eğer arabayla gidiliyosa önceden yol sisteminin çözümlenmesi gerekiyor,tecrübeyle sabittir
A1 isimli otoban Paris’in etrafında adete bir çember çiziyor.Biz bu çemberin kuzeyinden Paris’e girmeyi planladık,planımızı da gerçekleştirdik.
Bizim için heryer Paris’ti ama göbeğine düşmek istiyorduk.Öncelikle otelimize yetişmemiz gerekiyordu.Otelimiz Saint Denis’deydi.Sezilerime güvenerek sapağın birinden daldım
İstemdışı yaptığım bu manevra bizi F1 otelinin reklam panosunun önüne çıkardı
F1 oteli 200m ilerdeymiş,pehh o kadar Paris’e gelmişiz 200m daha gideriz dedik gittik oteli bulduk.Rezervasyon numaramızı verdik anahtarları beklerken adam elimize bir kağıt verdi.Kapılar şifreliymiş meğerse
Bize verilen saate kadar verdikleri şifre geçerliymiş.İyi dedik odalara gitmek için koridor tarafına geçtik.Geçmez olaydık
Birde ne görelim boxerlı bir zenci arkadaş wc sırası bekliyor
Hepimiz süzdük elemanı bir güzel koridora girdik ama kimsenin sesi çıkmıyor
Sanırım hepimiz daha neler görücez diye düşünüyorduk
Şifrelerimizi girdik kızlar kendi odalarına bizde Metin’le bizim odamıza girdik.Benim ilk baktığım şey duştu fakat o yoktu.O anda jeton düştü bende,duş için zencinin yanına gitmeliydim
ve bunu hiç sanmıyordum.En azından saçımı yıkamak için girişteki otomattan ufak bi şampuan aldım.Benim aldığım son kalanmış benden sonra Arzu gitti parayı attı şampuan gelmedi,üstüne para da gitti
Paylaşımcı bir insan olduğum için o küçük şampuanı Gamza ve Arzu’yla paylaştım
O kadar idareli kullanmışız ki üç kişi bitiremedik
Anı olsun diye saklıyorum.
Millet temizlendikten sonra ertesi gün napalım diye konuşmak için bizim odada toplandık.Resepsiyondna harita ve şehir rehberi aldık.Fıstık almıştım yanıma onları yediğimiz yerde konuştuk ne yapacağımızı.İnternete girmek için ayrıca ücret taleb ettiler bizde reddettik
Nasılsa bir McDonals bulup internete erişiriz dedik.Gece geç vakitte olsa uyuduk.Sabah Gamzenin kapıyı çalmasıyla uyandık.Aslında uyanmadık sıçradık direkt
Pencereyi kapattığımız için sabah bile oda zifiri karanlıktı.Gamze kapıyı çalınca saatin farkına varamadığımız için gece sandık aha kızlara bişi oldu diye ikimizde fırladık yataktan kapıyı açtık Gamze günaydın dedi
Gün aymışmıydı bilmiyoruz ama biz aymıştık
Giyinip toparlandıktan sonra kahvaltı için bilgi almaya gittik ne var ne yok ne yiyelim diye.Kahvaltı salonuna gittik Metin’le yiyecek ne var demeye hacet kalmadan gördük.Tereyağı benzeri bişey,ekmek ve kahve,evet hepi topu buydu.Ve bu hepi topunun fiyati 3.7€ kişi başıydı :S McDonals bulmak farz olmuştu.Çıktık otelden eşyaları arabaya yerleştirdik.İlk iş McDonals bulup kahvaltı etmek ve internete girmekti.
Saint Ouen denilen yer öyle bir yer ki içinden çıkılmıyor.Kalabalık ve varoş bir izlenim yarattı bende.Açlığın ve kaybolmanın verdiği sinir vardı bende ama bir süre sonra sinir sistemim açlığıma yenik düştü
Yolda bir McDonalds gördük ve heman arabayı uzak bir yere parkedip daldık içeri.Ne yediğimi ne kadar yediğimi hatırlamıyorum
Ama doymuştum,mutluydum
Yaklaşık iki saat süren McDonals ziyaretimizden sonra rotamızı belirledik.
İlk durağımız Notre Dame’dı.Üstü açık otobüslere iki gün geçerli bilet alıp görülmesi gereken yerleri gezicektik.Notre Dame’ a gittik.Arabayı otoparka bıraktık ve Notre Dame’ı gezdik.Tepesine çıkamasakta içini ve çevresini gördük beğendik.
Notre Dame’ın içide dışı kadar ihtişamlı.İçerde sürekli canlı müzik var.Tabi bu bizim için müzik gibi dini önemini bilmiyorum.Fotoğrafta görüldüğü gibi amcanın biri sürekli piyano çalıyor ve içerde heryerden melodiyi duymak mümkün.Yukarı çıkmayıda istedik fakat çok sıra vardı kısıtlı vaktimizi daha farklı değerlendirelim dedik
dedik mi yaparız
dedik yaptık
Fazla vaktimiz olmadığı için otobüs durağına gittik.Otobüs beklerken ufak tefek alışveriş yaptık ve sonunda otobüsümüz geldi.Bindik biletlerimizi aldık bir sonraki durakta inmek üzere etrafa bakınmaya başladık.
Notre Dame’dan sonra ilk durakta attık kendimizi dışarı.Otobüsün alt katında Paris sıcağı cehennem azabı gibiydi.Neresi olduğunu hala bilmiyorum ama güzel göründü hoşuma,hemen an’ı ölümsüzleştirdik
Otobüse bindik hemen bu duraktan.Araç kiralama şirketini arayıp bir gün daha uzatalım dedik fikrimizce.Çünkü gezmek istediğimiz çok yer vardı vakit yetmiyordu.Aranıcak kişi belliydi kimin arayacağı konusunda tereddüt yoktu,tabi ki Gamze konuşucaktı.Aramızda Almancası en iyi olan o’ydu.Nitekim aradı G0amze anlatıyo da anlatıyo tabi karşı anlamayınca sinir geriliyo
Söylediklerini birdaha tekrarladı ama nafile.Sonunda telefondaki kişi İngilizce bilen birine verdi telefonu tabi Gamze de bana uzattı telefonu.Ben anlattım durumu fakat tatil kampanyasından dolayı bir günlük uzatma için yaklaşık 200€ istediler.Cevabım belliydi,ben sizi ararım
Telefonu kapatırken Metin’le Gamze’nin arasında geçen muhabbet güzeldi,Gamze “ben anlattım o anlamadı” derken Metin’de karşı tarafın anlayışsızlığına verip veriştiriyordu
:D:D:D
Otobüsteyken karar verdik direkt olarak Eyfel kulesine gidelim dedik.Otobüsün üst katındaydık etrafı izleye izleye,fotoğraf,video çekerek ilerliyorduk.Bi an gözüme takıldı yukardaki kare.Aslında biraz zenginliği ve ihtişamı simgelediği içindr belki,fotoğrafını çekmek istedim.
Eyfel kulesine giderken önünden geçtiğimiz güzel binalardan birisi.Sanırım tiyatro salonu gibi birşeydi tam emin değilim.Çok fotoğraf çektik bunlar sadece aradan seçtiklerim.Genel fotoğtafları ayrı bir site üzerinden paylaşmayı düşünüyorum.
Ve sonunda Eyfel Kulesi göründü.Uzaktan ole kaale alınacak birşey gibi durmuyo açıkcası.Gerçi Amerika’dayken Özgürlük Anıtı’na gittiğimde de böyle olmuştum.Bu mu demiştim,burdada dedim;bu mu Eyfel?
Buymuş Eyfel
Yaklaştıkça küçüldüğüm bu yapı harbidende devasa bir eser.Gün batımına yakındı tepesine çıkmak için sıraya girdiğimizde.Sıra çok uzundu ama beklemeye değerdi.Nitekim bekledik sıranın bize gelmesini.Önümüzde üç beş kişi kalmıştı ki Pelin’den hadi gidelim akşam gelelim fikri çıktı
O kadar beklemenin ardından böyle bir fikir karşısında kısa bir süre cevap veremedik.Öylece kaldık.Sanki saygı duruşunda beklemiş gibi,e fikre saygımız vardı nedeolsa
Kimse o kadar beklemenin karşılığını almadan dönmeye niyetli degildi,zaten vaktimizde yoktu dönüp tekrar gelmeye.Neyse biletleri aldık en üst kata kadar geçerli olan bilet tabii ki.Zaten ilk kata kadar alınan biletler genelde insanı tatmin etmediği için millet birde ilk katta tepeye çıkmak için bilet kuyruğuna giriyor.Yanlız yukarı çıkmak zaman alıyor.Hem asansör sırası zaman alıyor hem de asansörün yukarı çıkması.
Eyfel kulesi cidden çok muazzam bir eser.Hele tepesine çıkınca Paris şehri ayaklarınızın altında.Bu hazzı herkesin yaşamasını diliyorum ve yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum.
Eyfel kulesi son durağımızdı Paris’te.Kuleden indikten sonra otobüsün bittiğini gördük,napalım napalım derken ordaki polislere Notre Dam’a nasıl gidebilecegimizi sordum.Aralarında ingilizce bilen varmış,hemen gitti ekip arabasından bir harıta getirdi.Haritada bize ayrıntılı olarak anlattı nasıl gideceğimizi.Teşekkürümüzü ettik metro durağına gittik.
Metro istasyonuna gittik makinadan bilet almaya yeltenirken iki tane esmer abla kıvamındaki görevliler millete birşeyler söyleyip ücretsiz geçmelerini sağlıyorlardı.Hemen atladım Notre Dam’a gitmek istiyoruz dedim,hemen geçin burdan gidebilirsiniz dedi.Biz başladık koşmaya,tam trene ulaştık ki hareket etmeye başladı.Bir sonrakininde gideceğini düşünerek bekledik,beklediğimiz gibi oldu ve bir sonraki seferle aktarmalı olarak Notre Dam’a gittik.
O kadar gezdik tozduk e TayTay acıkmaz mı? Allah’ın emri canııım,acıkmaz olur mu
Yemek yemek farz oldu
Benimle beraber tüm ekip acıkmış meğerse
Notre Dam’ın yakınında bir ara sokağa daldık.Restorantlara bakınırken bir dönerci gördük.Benim niyetim oraya özgü birşeyler yemekti aslında ama bizimkiler dönere düşünce bende katıldım.Bayağı acıkmış olmalıyız ki çok sürmedi dönerlerin bitmesi.Hele de Gamze için.Benden bile hızlı yiyordu
Bir ara dikkatimi çekti,bir elinde çatal bir elinde döner bir ısırarak birde çatalla döneri imha ediyordu
Ben gülmeye başlayınca kendine geldi,şoka girmişti sanırım
:D:D:D:D
Yemeklerimizi yedik,restoranttan çıktık ara sokakları keşfe daldık.Bu arada Paris’ten hediyelik eşyalar almaya başladık.En çok alışverişi bende Paris’te yapmışım gelince farkettim
Paris ara sokaklarını bir nebze de olsa gezdikten sonra artık yola çıkma vakti gelmişti.Arabamızı aldık çıktık yola.Hedef Duisburg’tu.Uyumaya,dinlenmeye vaktimiz yoktu.Bir an önce Esma’ ya arabayı teslim etmeliydik.Burda en kazık görev benimdi
ama olsun hiç şikayetçi değildim.Arkadaşlarım sağolsunlar çok eylenceli bir dönüş oluyordu.Uyumamam için bana RedBull aldılar
Kahveler geldi.Susamlı çubukla beslendim
Sağ salim geldik Duisburg’a Esma’yı bulduk arabayı teslim ettik ve tramwayla (evet en moral bozucu şey buydu,arabayı verip tramvayla eve dönmekti.Aramızda duygusal bağ kurmayacaktık ama beceremedik.Hala nerde B180 görsem içim gidiyo,umarım birgün benimde olur
Eve döndük.
E Eyfel’e kadar gittin önünde bir fotoğtaf çektirmedin mi diyenler olacaktır illaki
Çektirme mi canım
illaki çektiririm de işte aynı kadraja sığmakta sıkıntı yaşadık EyfelCan’la
Birdaha gitmek kısmet olursa inşallah daha güzel bir karede ölümsüzleşmeye sözleştik EyfelCan’la.
Gezimizi sağ salim,kazasız belasız bitirmiştik.Burdan bana eşlik eden arkadaşlarım Metin,Gamze,Pelin ve Arzu’ya tek tek çok teşekkür ediyorum.Hatta tek tek teşekkür edeyim dimi elime mi yapışır;
Türküleri ve kuvvetli yön bulma yeteneğiyle gezimize keyif ve güven kattığı için Metin’e
Benimle beraber uykusuz kalan,bana gıda temininde bulunan,navigasyonla ilgilenen değerli muavinim Gamze’ye
Mc Donalds’ın interntini sömürüp bize yol bulan sayın hekırımız Pelin’e
ve bize eşlik ettiği için Arzu’ya
çok çok teşekkür ediyorum.
Yorumlarınızı eksik etmeyiniz.Yorumlarınız benim içim değerli
Çato helal sana koçum gez anasını satim gezebildigin kadar.Benim yerimede gez
Eşekligme doymiym ben söz dinlemeyip,adam gibi ortalama yapamayıp erasmusa gidemedigim için
Tay tay dönerinide yemiş orda. Orda döner burda döner sonunda döner olacan olm
.Ha bu arada sen orda bol bol gez de derslerin hepsinden kal ki buraya geldiginde anca eşitlenelim işte
:D