Brüksel…
Posted on 13. Haz, 2010 by admin in Genel
Amsterdam’da güneşi batırdıktan sonra muavinimiz Gamze’nin navigasyonumuza rotamızı girmesiyle Brüksel için yola çıktık.Navigasyonumuzun sözünü dinledik,ne dediyse yaptık,nereye dediyse saptık.Sanırım çok yüz verdik ki bizi öyle bir yola soktu ki inanamadık! Öncelikle en hızlı yol seçeneğini seçtik,bizi otobana yönlendirdi.Şansımızdan olsagerek yol çalışması sebebiyle rotamızı değiştirmek zorunda kaldık.Yeni rotamız hesaplandı ve ilerlemeye devam ettik.Yol aslında çok güzeldi.Denizin ortasında tek şeritli bir yoldan ilerliyorduk.Hava iyice kararıyordu.Biraz daha gittik,hava iyice karardı.Az gittik uz gittik,dere tepe düz gittik sonunda yol bitmesin mi
Yol suya girdi
Saat gecenin bir yarısı ve yol bitti
Bir süre durduktan sonra geri döndük.Hangi şehirde olduğumuzu bilmiyoruz.En iyi fikir şehir merkezine gitmekti.Tabelaları takip ederek şehir merkezini bulduk,Rotterdam’daydık ve hala Hollanda sınırından çıkamamıştık.Şehir merkezinde bisiklet gezintisi yapan küçük bir guruba yanaşıp Brüksel’e nasıl gidebilecegimizi sorduk.İçlerinden biri sağolsun bize tarif etti,tarif üzerine yine yollara düştük.
Az gittik uz gittik biz yine kaybolduk,cünkü yolda tekrar navigasyonun oyununa gelmiştik.Böyle olmayacaktı,en yakın zamanda internete girmeliydik.Pelin Mcdonalds’da internete girebilecegimizi söyledi ve hemen bir dinlenme tesisindeki Mc’e gittik.Arka otoparka arabayı park ettim.Gamzeyle Mc’in kapısına gittik.Saat geç olduğu için sadece arabaya servis bölümü çalısıyordu.Pencereye gittik navigasyonumuz bozuldu Brüksel’e nasıl gideriz diye sorduk.Aralarından biri de Belçikalı çıkmaz mı
Kız kağıt mendile yazdı nereye gideceğimizi tek tek yazdı.Otoban numaralarını da yazdı bir güzel.Onun üzerine tekrar yola çıktık.
Brüksele yaklaşınca bir dinlenme tesisinde arabayı park edip uykuya daldık.Arabada yatma fikrimiz vardı ama zikre geçirmeyiz diye düşünüyordum
O kadar yorulmuşuz ki kimsenin sesi çıkmadan uykuya daldık.
Sabahin ilk ışıklarıyla yine yola çıktık.Brüksel’ e yakındık zaten,varmamız çok zaman almadı.Sabah saat 11:00 gibiydi Brüksel’e girdik.Brükselin girişinde otelleri gördük hepsine gittik nerdeyse fiyat almak için ama bütçemizi aştı.Konaklama işini Parise salladık ve Brükselin içine doğru devam ettik.Şansımızdan tamda Türk mahallesinden girmişiz Brüksele.
Arabayı bıraktıktan sonra bir Türk bakkalına girdik.İnternet ve eletrik ihtiyacımız vardı.Bakkalın tarifi üzerine az ilerdeki “Assocation de Pensee d’ATATÜRK de Belque a.s.b.l.” yani Belçika Atarürkçü Düşünce Derneği’ne gittik.İnternet ve elektrik ihtiyacımızı karşı kaldırımdaki internet kafeden giderebileceğimizi söyledi ordaki görevili.İnternet kafeye gittik orda bir Türk vardı o bize yardımcı oldu ama daha sonra tekrar ADD’ye geçtik.Hem sandviçlerle beraber çay alıp kahvaltı ederiz hemde çevre hakkında bilgi alırız diye düşündük ki öyle de oldu.
İnternete girmemize ve prizleri kullanmamıza izin verdiler ve biz oraya yayıldık bir güzel.İnternete girer girmez annemlere haber verim diye msn’e girdim fakat bizimkiler yoktu.Sevgili arkadaşım Murat’tan rica ettim bizimkileri arayıp durum raporu vermesi için sağolsun o da arayıp bilgi verdi arından annem aradı beni.Durumumuzu anlattım sık sık arayamayacağımı merak etmemelerini söyledim de rahatladım
O sırada muhabbet muhabbetı açmış içerde,nereye gidilir,ne yapılır konusunda bilgi aldık ordakilerden.Metin duvarda bağlama gördü izin alıp onu çaldı.Adam biliyor işi.Bir Bahçada Yeşil Çınar çaldı söyledi tüylerimizi tiken tiken etti
Fotoğraf makinalarını,kameramızı ve laptopları sarj ettikten sonra vedalaşıp yolumuza çıktık tekrar.
İlk durağımız Grande Palace’dı,Brüksel’in kalbinin attığı yer olarak biliniyor.Güzek restorant ve kafelerin,mağazaların,mimari eserlerin bulunduğu büyük ve güzel bir meydan benim gördüğüm kadarıyla.Turistlerin uğrak yeri olduğu belliydi çünkü bizde turist olarak oradaydık ![]()
Fotoğrafta görüldüğü gibi mimari yapılar aşırı işçilikli be büyüleyici.İnsanın oturup uzun uzun izleyesi ve hayran olası geliyor ama öyle bir şansımız olmadı çünkü vaktimiz kısıtlıydı.En kısa sürede elimizden geldiğince gezmeye odaklanmıştık

Şimdi diyeceksiniz bu güzel kız ne yapıyor
Bu güzel kız tahta çöplere sapladığı çilekleri çikolata şelalesine tutuyo.Çükolata kaplı çileğin tadı o kadar güzeldi ki ikinciyi almamak için hiçbir sebebimiz olmadı.
Tabi her güzelliğin bi zor yanı vardır.Çilek çubuklarını yemek insanı uğraştırsada kimse pişman olmadı yediğine
Özellikle Metinle ben bayağı uğraştık yiyebilmek için
Kendimi hayvan bilirdim meğerse değilmişim
Aslına o çileklerin nasıl lezzetli olduğunu ben çilekleri yerken Gamze’nin yüz ifadesinden anlayabilirz
Çileklerimizi yedikten sonra ordaki mağazalara bakınırken bir şal gözüme çarptı ve aplam geldi aklıma.Aklıma ilk gelenin kısmetidir o diyerek gittim aldım hemen.Mağazadan çıktıktan sonra rastgele bir sokağa daldık.Arnavut kaldırımlı bu sokak tamamen restorantlarla doluydu ve çok farklı bir havası vardı.Yemek yiyelim mi önerime kimse hayır demeyince gözümüze en hoş görünen restoranta oturduk.Oturmadan önce milletin ne yediğini incelemiştim.Küçük kazanlarda gelen midye yiyordu çoğunluk,demek mi o yenilmeliydi
Sanırım bilgiden sonra en iiyi silah gözlem
Yediğimiz midyeler bunlardı.Tespit edebildiğim kadarıyla karabiber ve pancar sapıyla haşlanıp farklı bir terbiye uygulanmış.Lezzeti gayet iyi,bira ve patates kızartması eşliğinde servis ediliyor.Tavisye ederim
E o kadar yedik görüldüğü üzere kazanlar midye kabuklarıyla dolu.Tabi ki burda kimin ne kadar yediğini,kimin yemeyip kimin o yemeyeninkileri de yediğini söylemiyeceğim
Yemek sonrası muhabbeti bitirip Brükselde ikinci durağımız olan Atomium’a doğru yola çıktık.Açıkcası ne göreceğimi merak ediyordum.Gittiğime değecek birşey bekliyordum ki,değdi.
Atomium 1958 yılnda Expo ‘58 için yanlızca 6 aylık bir süre için yapılmış.Tasarımcısı André Waterkeyn.102-metre (335-feet) yüksekliğinde , dokuz çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşuyor. Demirin kristal kafes yapısının 165 milyon kez büyütülmesinden esinlenilmiş.
Yapı harbiden devasa
Kendimi çok küçük hissettirdi bana
Atomium un bahçesinde bir havuz kenarında soluklanırken,Parise nası gitcez lan diye düşünürken’de diyebiliris
Brüksel gezimiz bu kadar mı ?
Tabi ki değil.Henüz videolarla şenlendirmedim sayfamı
Paris gezisinde görüşmek üzere…









gamze
Haz 13th, 2010
okurken tekrar yaşadım o günleri
gercekten cok güzeldi , ellerine sağlık
buarada iyiki de kimin ne kadar midye yediğini yazmamişsin :p
metin
Haz 15th, 2010
kesinlikle gamzeye katılıyom. yazım yanlışları olmasa süper. ellerine emeğine sağlık.:))
boston heyri
Haz 16th, 2010
Pasa cok guzel olmus ellerine saglik
ugur
Haz 17th, 2010
taytay, ben sana hep sölerim yanlış bölümdesin, edebiyatçı olacağımışsın sen
şeyda
Haz 20th, 2010
az antepli olunu belli edip durmadan yemekten bahsetmeden gezi üzerine yazarsan sewünücük
ozan z
Haz 23rd, 2010
Cagatay kardesimin yolundan gitmek bize farz oldu USA e oldugu gibi
) kismetse..
Tebrik ediyorum gercekten cok guzel bir calisma olmus.
ezgi(alinin kuzisi :D)
Tem 20th, 2010
çağatay abi her şey çok güelde midyeler veni hiç sarmadı :S
D
admin
Tem 20th, 2010