Amsterdam… – Sefer-i....
Ilk rotamız olan Amsterdam için navigasyonumuza komutu verdik ne dediyse yaptık
Normalde 205km gitmemiz gerekiyordu Amsterdam’a merkeze gitmek için.Ama içimizde bir his vardı sanki yol uzamıştı.Gerçi bu durum pek umrumuzda değildi çünkü gittigimiz yol çok güzeldi.
Yolun iki tarafıda ormandı.Yemyeşil kocaman ağaçların arasından geçiyorduk.İlk defa bu kadar keyifle araba kullandığımı hissettim.
Bu kadar güzel bir yolda Taytayın karnı acıkmaz mı ? İlla ki acıkır.Yolda belirli aralıklarla kısa park şeritleri açılmış.Birine hemen yanaşıp zulayı patlattık.Açık havada yediğim o lezzetli sandviçlerin tadını unutacağımı hiç sanmıyorum…
Sandviçlerimizi yedik,bide üstüne rahatladıktan sonra yola devam.Ormanlık yol bittikten sonra geniş ovalar başladı.Geniş ve yeşil ovalar.İnek çiftliklerini görünce Hollanda’yı hissetmeye başladık.
Bir süre daha ilerledikten sonra Gamze’nin sigara içme talebi üzerine mola vermek için yer ararken gözüme ufak bir at çiftliği takıldı.Hemen daldım ciftliğin girişine.Hayatımda gördüğüm en iri atları burada gördüm.Cinslerini bilmiyorum ama Midilli atlarının 4-5 beden büyüğü atlardı bunlar.İnanılmaz iri ve sevimlilerdi.
Atları keserken çiftlikte bi adam belirdi,adamdan izin aldık atlara yakından bakmak için ben o sırada arabayı içeri aldım.Adam çok konuşkandı
Adam Gamze’ye traktörler hakkında istemediğimiz kadar bilgi verdi.Hatta bir zamanlar Türkiyeden sipariş ettikleri traktörlerin maketlerini gösterdi ;
Adamla vedalaştık arabaya bindik birden ortadan kayboldu adam biz tam gitcez adam hızla geldi arabaya Gamze’ye kartını verdi,kimbilir belki Gamze ilerde traktör işine girer,belkide bu onun bir işaretiydi.Bu olay gizemiyle kalsın ben geziyi anlatmaya devam edim
Gide gide yol bitmezmiş ama bizim için bitmişti.Sonunda Amsterdam’a vardık.Şehir merkezine girdik aman Allah ne göreyim ; Sex Müzesi
Sex Müzesini daha önce duymuştum.Zaten Amsterdamın uçuk bir şehir olduğunu da duymuştum.Herşeye hazırdım ama daha neler göreceğimi de merak etmiyor değildim.Sex Müzesini gezmeye vaktimiz olmadı ama Amsterdama birdaha gitme düşüncem var.Bu kadar uçuk bir şehrin altından girip üstünden çıkmak lazım
Müzeyi geçtikten sonra kanalların oldugu bir yerde arabamızı bırakalım gezelim dedik.Demez olaydık
Kanalın iki yanındada arabaları part etmek için parkomatlar var.Neyse arabayı parkettik görevliden ne yapmamız gerektiğini öğrenmiştik gittik parkomata ve saatliğinin 5€ olduğunu gördük.İste o zaman dedim “Araban mı var derdin var arkadaş”
Ödedik paşa paşa.Hızlıca uygun bir park yeri bulmalıydık.Tabi bu sırada kızların wc ihtiyacı başgösterdi.Köşebaşında ufak bir kafe gördüm Türktü hemen oraya girdik wc var mı diye,eleman sağolsun wc sini kullanmamıza izin verdi.Kızlar wc ye çıktı bende Gamzeyle beraber adama ucuz park alanı sorduk.Biryeri tarif etti ama biz onun dedigi yere gitmedik,benim yüregimin götürdüğü yere gittik.Otoparka girdik arabayı yerleştirdim bi çıktık meğerse tiyatronun otoparkıymış ve tamda kanal turlarının organize edilgidi kanal yoluna çıkıyormuş.Bir insanın yüreği ancak bu kadar organize olur
Tiyatro çıkışında yerden fırlamış bir kemancıyla karşılastık.E fotoğraf çektirmeden olmaz dimi
Hazır kanala gelmişiz çokta vaktimiz yok bi tura katılalım yaşlı teyzelerle kanallarda gezelim dedik ve bindik bi tekneye.Yaklaşık bir saat süren bir tur oldu.
Tur sırasında bayağı bi acıkmıştık.Tur bitince hemen yemek yemek için arayışa girdik.Gamze çok iyi araştırmıştı Amsterdam’ı.Falafel yiyelim dedi.Ben farklı lezzetleri denemeyi sevdiğim için sorun yoktu benim için.Gamzeyle beraber sıraya girdik.Metin,Arzu,Pelin McDonals’ı tercih ettiler.Normalde etçil bir insan olmama ragmen sevdiğim bir vejetertan gıdaydı.Biraz bahsedeyim içeriginden; aksamdan islatilan nohut, ,mixerde bulgur inceliginde çekildikten sonra, içine taze nane, dere otu, sarmısak, rendelenmiş soüğn, kimyon, kırmızı biber ince kıyılmış maydonoz ve ekmek ufagi ilave edilip yogrularak top şeklinde köfteler haline getirilip kızartılır.Kızartılan falafeller ekmeğin arasına koyulup açık büfe sos ve baharat seçeneğiyle servis edilir.
Falafeli yerken karşı kaldırımdaki bir mağaza dikkatimi çekti.Benden önce arkadaşım fotoğraflamış onu göstermek istiyorum;
Bilmiyorum ama sanırım doğam gereği bu mağazayı görünce içimden “Ar namıs kaake bezi oluk” lafı geçti.Daha daha neler görmemişiz döndükten sonra anlatıldı bize.Ama görecegiz
Amsterdamda gunes batarken otoparka dogru yola çıktık.Bir sonraki durağımız Brüksel……
Not:Amsterdamda yapılacak çok şey vardı.Gamze çok yer bulmuştu gezilip görülesi.Ancak organizasyon acemiliğimizden kaynaklanan sebepler dolayısı ile bunların hepsini gezemedik.Sanırım Amsterdam gezimi tekrarlicam. Gamzeye Teşekkürler.
taytay , gayet başarılı bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Ayrıca bu geziyi tekrarlama taraftarıyım bende , ne de olsa o kadar araştirma yaptım :p
Brüksel ve Paris’ i merakla bekliyorum
bu kadar güzel bir yolda taytayın karnı acıkmaz mı ?? sorarım.. illakii..
eline sağlık çk güzel bi gözlem olmuş
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.Bende tekrarlayalım derim.Diğer yazılarımda tekrar yorumlaşmak dileğiyle
valla iyi yazmışsın canım iyi anlatım ama bazı yazım yanlışları var
) senin için görmezden geliyom. devamını bekliyoz.
Valla Metinim yazdim ama okumadim sen bi ara sole ben duzeltim
metin , bende soylemek ıstedım yazım yanlıslarını ama yıne bana kızar ve ‘arkadas Türk Dil Kurumu’ndan gelio’ der die sustum
)))
CATO yola tam gaz devam ins….Keyfini cikar abi….tekrardan sItene bayildim ya valla cok guzel iyiki acmissin….bende istiyom bi tane bundan
=)
Sandviçlerimizi yedik,bide üstüne rahatladıktan sonra yola devam… bide bu : aman Allah ne göreyim ; Sex Müzesi
cok iiii lan =)))) go on adamım takip ediorum seni..